10 Mayıs 2010 Pazartesi

DEVRİM YERYÜZÜNE YALIN BİR BAKIŞTIR

Gözlerin alabildiğine uzakları görebilmeli her baktığında...
Şehrin herbir köşesini ve her köşesinde başka bir hayata dönüşen gölgeleri farkedebilmeli.
Sahici olan ne varsa ve içinde yaşamak adına bir giz taşıyan ne varsa farkedebilmelisin.
Böylece zaman senin kollarına uzamalı...
Bazen akrebi sımsıkı avuçlarında tutmalısın.Kimi zaman da bir yelkovanın sırtında savaşmalısın arasokakların içinde...

Gözlerin alabildiğine uzağı görebilmeli her baktığında...
Gizli akıtılan gözyaşlarının yarım kalmış hesabı hırslandırmalı yüreğini.
Soğuk bir odada eskimiş bir yatağa uzanmış ve kısık yanan bir lambaya saatler boyunca bakan bir adamın incinmişliğine dikkat kesilmelisin.
Onurlu bir adamın incinmişliğiyle puslanmış sokaklarda yürüyüp,ihanetin ayak izlerinde okumalısın hayatın kaypak yüzünü...
Çekip giden bir kadının geride bıraktığı son hicaz hüzünleri özenle toplamalısın odanın içinde.

Bir kristal bardağı tutuyormuşçasına özenle toplamalı ve mümkün olduğunca gözlerden uzakta tutmalısın.
Hırçın bir kuzey rüzgarı gibi esmeli bakışların kentin sokaklarında...
Bir kadının saçlarından ateşi çalmalı ve yoksul erkeklerin parmak aralarına sarmalısın.
Yoksul evlerin ocaklarında kaynayan yalancı tencereleri görmeli ve tahta atını yitirmiş çocuklarla yürümelisin savaş alanına.
Bir gece vakti en ışıltılı sokaklara dalmalı çocuklar ve zengin korkulardan pay kapmalı gecekondu sokaklarına.
Zengin düşlerden doldurmalılar kirli avuçlarına.
Sen sokak başlarını tutmalısın ve aynasızların sirenlerine kulak kabartmalısın.

Gözlerin alabildiğine uzakları görebilmeli her baktığında...
Herkes elayak çektiğinde sokaklardan yüksekçe bir yere çıkmalı ve KUDÜS'ü izlemelisin gece yarılarında.
Kayan her bir yıldıza selam durup, taş atan avuçlarını okşamalısın çocukların.
Sonra Mekke'den gelen rüzgara yüz sürmelisin.
Eski zamanlardan kalma selamlar doluşmalı koynuna...
Taşın altındaki siyah adamın iniltilerine kulak kesilmelisin ve hayat her sabah yeniden yaratıldığında ,SEN yeniden ayaklarının altında kanayan yaralarını sarmalayıp yürümelisin...
Dikbaşlı yürüyüşlerin olmalı...
Her aşkı feda edebilecekmiş gibi duran çelik bir kalp taşıyormuş gibi asi, umarsız ve ifadesiz bakışlarla yürümelisin...
Fakat hiç kimse bir yaprağa gözyaşı dökebilecek olmanı anlamamalı!
Güçlü ve direngen yürüyüşlerin olmalı...

Gözlerin alabildiğine uzakları görebilmeli her baktığında...
Bir gece kimselere farkettirilmeden kimsesizler mezarlığına gömülen bir genç kızın cesedini görmelisin.
Gözleri bağlanmış bir adamın, çığlıklar gelen bir odaya adım atarken irkilmesini görmelisin.
İki adımlık bir voltanın ürküten yalnızlığına dikkat kesilmeli bakışların .

Tecrit edilmiş hayatların kimselerin duyamadığı iç çekişlerine çevirmelisin bakışlarını...
Acıyı farketmeli gözlerin...
Bir okulun önünde utanca dönük genç kız adımlarını farketmeli...
Fabrika önünde üç kuruşluk boyun eğmeleri farketmeli...
Hayata yalın bir bakış fırlatmalısın!!!
Ne varsa etrafında, şehri istila etmiş ne varsa...
Bir yaşama şahitlik etmenin yorgunluğuna aldırmadan yalın bir bakış fırlatmalısın uzak yerlere bile..
Senin farketmediğin hiç bir soğuk ev kalmamalı...

Gözlerin alabildiğince uzağı görebilmeli her baktığında....
ve.. Devrim;Yeryüzüne yalın bir bakıştır!

TARIK TUFAN

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder